Aştın sandın ya şu dağı, taşı toprağı hayalle doldurup benliğini kalbini kanatan şu nefis dağını, kaçtın sandın ya aydınlatıp yüzünün karanlığını; ne diye şaşarsın bir zaman sonra başını kaldırıp karşında görünce tüm heybetiyle hala orada olduğunu, kendine dolanmış bir yolda yürürken ne beklersin ki yeni hiç anlamazken kendini tekrar edip durduğunu! Aç gözünü iyice bak, onu yaratan da yolundan çekecek olan da sensin, ah bir anlasaydın niye kaderine yazdığını?
Nisan 18, 2007
Hakikat
Bu yalan dünyanın kulu kölesi olmuş korku dolu yüreklerden başka bir yol tuttum diye kendime, varacaksam bile dikeni gül bilmiş kurak illere, değişmem içimdeki Hakikat denizini ne güzele ne de biçime, başka bir hal ile yanıp küle dönen benliğimin yerinde bir Aşk Ovası serili şimdi... seyrederim Gönül’ün kapısını açanlar ile.
Nisan 09, 2007
Sınır
Can yanıyor.. ne diye bu ayrılık, ne diye? Ne diye bu kapılar, duvarlar; ben'de bir sınır yok ki sen'e varmak için eşiklerden geçeyim? Varlığından kaçmak için bir dam altına sığınayım? İster yağ, ister doğ üstüme; ne diye kaçayım kendimden, ne diye?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)